Anadolu Haber Günlüğü-Anti Emperyalist
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM KÜNYE

SON HABERLER


Sitene Ekle

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

İRAN-TALİBAN Meselesi ve Bazı Gerçekler (1)

İRAN-TALİBAN Meselesi ve Bazı Gerçekler (1)

Tarih 14 Mart 2010, 00:03 Editör Anadolu Haber

Taliban Rejimin devrilmesi için yıllarca Şii yoğunluklu Kuzey İttifakını destekleyen İran rejiminin ve İran & Şii lobisinin bu aralar yoğun şekilde basında Talibanla ilgili haberlere yer vermesi, onu destekliyor görünmesi ne derece gerçeği yansıtıyor

Caferi İran Rejiminin ve İran & Şii Lobisinin en önemli düşman olarak gördüğü kahir ekseriyeti Ehli Sünnet düşüncesini benimseyen Taliban Hareketine karşı taşıdıkları bakış açısı, üst düzey devlet yetkilileri, din adamları ve yazarlarının bu hareketle ilgili söyledikleri, yazdıkları ve ne düşündüklerine dair bilgileri bu dosyamızda bulacaksınız. Oldukça hız kazanan direnişle birlikte Afganistan’ın birçok bölgesini kontrol altına alması ve bu direnişiin liderliğini Taliban Hareketinin yapıyor olması İran’ı gittikçe endişelendiriyor. Zira 2001 yılında en önemli tehdit olarak gördüğü Taliban Rejimin devrilmesi için yıllarca  Şii yoğunluklu Kuzey İttifakını destekleyen İran rejiminin ve İran & Şii lobisinin bu aralar yoğun şekilde basında Taliban’la ilgili haberlere yer vermesi, onu destekliyor görünmesi ne derece gerçeği yansıtıyor, olayın mahiyeti ve çerçevesi nedir? İşte zihinlerini karıştıran ve kurcalayan bu sorulara cevaplar…

11 Kasım 2004: İran Milli Güvenlik Kurumu Yüksek Meclisi genel sekreteri Hasan Ruhani Kazakistan cumhurbaşkanı Nazarbiyev ile yaptığı toplantısında Taliban ve el Kaide tehdidi tehlikesinden bahsederek bunların bölgesel ve uluslararası güvenliğe en ciddi tehdit teşkil ettiklerini söyledi. Amerikalıların sadece Taliban ve el Kaide tehdidini yok etmede başarılı olduklarını belirten İranlı üst düzey yetkili son yıllarda uyuşturucu üretimi ve trafiğinin arttığını sözlerine ekledi.

4 Mart 2004: Şii Hizbullah hareketi genel sekreteri Hasan Nasrallah Kerbela ve Kazimiye’deki patlamalar ile Afganistan’daki Taliban Hareketi arasında ilişki kurarak öfke kustu. Hutbesinde Nasrallah: “Afganistan’da acı bir tecrübe yaşandı. Taliban’ın ve müttefiklerinin tecrübesi. Taliban Şiilerden önce Sünni Tacikleri, Sünni Özbekleri ve aynı kavimden olan Sünni Peştunları öldürdü. Şiilerden daha fazla bunları öldürdü. Çünkü Taliban’ın mantığı kan gölündeki bir mantıktır velevki aynı mezhepten ve kavimden olsun diğerini reddeden bir mantıktır. Eğer Talibancı değilsen o zaman malın, ırzın ve kanın mübahtır. İşte bu mantık Afganistan’ı mahvetti ve işgalcilerin eline düşürdü.” dedi. (Bu şahsı ve hareketini birebir taklit eden ve Türkiye’deki propagandasını yapan Kenan Çamurcu ve İran & Şii lobisinin yazdığı makalelerdeki benzerliklere ve kullanılan “Talibanlaşmak, Taliban mantığı, Taliban” kelimelerine lütfen dikkat!)

14 Ocak 2005: İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi Nijerya’yı ziyareinde Afganistan’da yaşananların çeyrek asırlık bir insanlık dramı olduğunu söyledi ve Irak ile Afgan halklarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Ülkesinin Afganistan ve Irak işgaline karşı çıktığını öne süren Hatemi: “Zira işgaller bu insanları rencide etmektedir; ancak Taliban ve Saddam’ın çöküşleri de kimseyi üzmemiştir. Çünkü Irak ve Afganistan zulmün, güvensizliğin, uyuşturucu trafiğinin ve savaşın kaynağı haline gelmişlerdi!” dedi. Bu konuşmalar 7 ülkeyi kapsayan Afrika gezisinin Nijerya’daki durağı olan Abuja’da önde gelen şahsiyetler ile yaptığı görüşmede dile getirildi.

8 Ocak 2006: İran içişleri bakanı Mustafa Bor Muhammedi yaptığı açıklamasında ülkenin batı sınırında kaçırılan sınır muhafızlarının Taliban hareketine bağlı gruplarca kaçırıldığını söyledi. Muhammedi Kum’da gazetecilerle yaptığı toplantıda İran İslam Cumhuriyeti ile direk karşılaşamayan Amerikalıların bu grupları dolaylı olarak İran’a karşı kulllandığını öne sürdü.

15 Ağustos 2007: Mahmut Ahmedinecat ilk defa yaptığı ziyaretinde Kabil’de Hamit Karzai ile basın toplantısı düzenledi. Toplantıda fanatik Şii AhmediNecat ülkesinin Taliban Hareketine silahlarla destek sağladığı iddialarını yalanladı ve iki ülke arasında yedi adet anlaşma imzaladı. Konuşmasında Necat: “Bu tür herhangi bir haberin sıhhati noktasında şüpheliyim. Biz Afganistan’daki siyasi süreci tüm gücümüzle destekliyoruz. Zira İran, Afganistan’daki güvenliğin tesis edilmesinden ilk etkilenen ülkedir.” Dedi ve iki ülke arasındaki uzun sınırların varlığına dikkat çekti.

Karzai ise iki ülke arasındaki iyi ilişkiler olduğunu belirtti ve el Beyan gazetesinin ifadesine göre: “Elhamdulillah Afganistan komşusu İran ile gerçekten son derece iyi komşudur, yakın bir dost ve bir kardeştir.” Diyerek Dari ve Farsça aynı dili paylaştıklarını söyledi.

Ahmedinecat’ın açıklaması son derece önemli; zira İran hem Irak’ta hem de Afganistan’da çerçevesini ve mahiyetini Amerikan işgalcilerinin çizdiği siyasi süreci tamamen destekliyor. Gerek Bağdat gerekse Kabil’deki iki kukla hükümet de tamamen hem Amerikan işgalcileri hem de İran devleti tarafından destekleniyor. İki hükümet de ülkede yabancı işgalcilere ve işbirlikçi güçlere karşı çıkan direnişi ve muhalefet kesimini hedef alarak sindirmeye çalışıyor. Bu durumda İran’ın Taliban’ı desteklediği gibi bir iddianın ne kadar gerçekçi ve ayakları yere basan bir iddia olduğunun tekrar sorulması gerekiyor!

10 Kasım 2008: İran, Batı’yı Taliban ile görüşmemesi konusunda uyardı başlıklı haberde dışişleri bakanı Menuşer Muttaki yönetimde olduğu sırada Tahran ile gergin ilişkiler yaşayan silahlı Taliban hareketi ile görüşmeler gerçekleştiren Batı’yı uyardığına yer verildi. Muttaki basın toplantısında: “Tüm dünya Afganistan’da yabancı güçlerin stratejik başarısızlığını biliyor, bizler onlara başka bir başarısızlığa teşebbüs etmemelerini tavsiye ediyoruz.” dedi. Devamen: “Onlara bölgede ve Avrupa’da (Taliban ile) gerçekleşen görüşmelerinin sonuçları hakkında düşünmelerini, bir yerden iki kez ısırılmaktan kaçınmalarını  tavsiye ediyoruz.” dedi. Muttaki ayrıca: “Batı Afganistan, Pakistan ve Orta Asya’da fanatikliği hapsedebileceğinizi düşünmemelidirler. Bir gün fanatiklik gelir Avrupa ve Batı’yı bulur.” dedi. Fanatik ve aşırılık derken Muttaki’nin elbette yabancı işgalcilere karşı cihad eden Taliban Hareketini, Doğu Türkistanlı Mücahitleri, Çeçen Mücahitleri ve sair İslami hareketleri kast ettiği gayet aşikar ve net!

15 Haziran 2009: Taliban Hareketi lideri İran’dan herhangi bir destek aldıkları yönündeki iddiaları yalanladı ve sadece yardımın Sünni ülkelerden geldiğini vurguladı.  Afganistan’ın batısında yer alan Farah Eyaleti’ne bağlı Gülistan bölgesinden Taliban hareketi lideri olan Molla Mahmud Taliban mücahitlerinin çoğunun yabancılar olduğunu ifade ederek bunların % 60’ının Suudi Arabistan, Pakistan’ın Pencap bölgesi ve diğer ülkelerden olduğunu söyledi.

Hatırlanacağı üzere Amerikan ve Afgan komutanlar İran’ı geçmişte Taliban’ı desteklemek ve silahlandırmakla suçlamışlardı. Ancak Mahmud bu iddiaları yalanyarak: “Şimdiye kadar Suudiler ve diğer Sünni kardeşlerimizin dışında herhangi bir yardım almadık.” Şeklinde konuştu.

Buzdağının sadece küçük bir parçasından ibaret olan  Şii İran Rejimi ve Lobisinin Taliban’a karşı “gerçek” bakış açısını yansıtan bu haberlerden derlenen dosyamızı ileride daha kapsamlı olarak ele alacağız. İran & Şii lobisinin “Bakın siz sözde İran’ın mezhepçilik güttüğünü iddia ediyorsunuz, oysa bal gibi sünni Taliban’ı destekliyor! Bizler de vahdet için çalışıyoruz, bakın sitemizde hep onların, Çeçenlerin haberlerine yer veriyoruz!” mealindeki cümlelerinin aslında neden son derece sinsice ancak gerçeği yansıtmayan taktikler olduğunu burada ve diğer dosyalarımızda göreceksiniz. Son derece tavizsiz ve bağnaz, ötekileştirici ve mezhepçi bir politika güden bu lobiye hizmet eden sitelerde Irak İslam Ordusu, 1920 Devrim Tugayları, Ensarüs Sünne, Nakşibendi Tarikatı ordusu gibi onlarca irili ufaklı Sünni direniş hareketlerine dair tek bir kelimeye, tek bir habere yer vermemeleri bu iddianın geçersizliğini alenen gözler önüne sermektedir. Zira bu direniş örgütleri Irak’ta sahada hakim olan, mevcut fitne ve kargaşanın müsebbinin Amerikan-İran işgali olduğunu alenen deklare eden, masumlara karışmayan, tekfircilikten uzak Ehli Sünnet vel Cemaat görüşünü savunduklarını deklare eden örgütlerdir. Bunların İran & Şii lobisi tarafından verilmesi demek Evanjelist-Safavi projelerin açığa çıkması ve ciddi darbe alması anlamına geleceğinden, bunu yapmak varlık hiyerarşisinde yer almayan bir durumdur…

Yukarıdaki açıklamalara ek olarak Afganistan asıllı bir eski mahkumun blogundan madde madde yazılan İran’ın Afganistan’la ilişkisine dair makalesi ile dosyamızı noktalıyoruz:

1-     Şii İran rejimi Taliban’a karşı silahlı saldırılarında Amerikan liderliğindeki NATO güçlerine istihbarat temin etmiştir. Dahası İran Taliban’a askeri saldırılar için askeri karargahlar sağlamıştır.

2-     Şii İran rejimi Amerikan güdümlü işgalcilerin Afganistan’ı işgalinden öne 1996 yılından 2001 yılına kadar Taliban hareketine karşı ana muhalefet hareketi olan Kuzey İttifakını desteklemiştir.

3-     Şii İran rejimi hemen yanı başında kendisini batıl fırka olarak gören Ehli Sünnet anlayışındaki Taliban liderliğindeki bir Afganistan’ı hiçbir zaman görmek istememiştir. Ki bunu beklemek ne dini, ne siyasi ne de stratejik bir mantığa uyan bir nitelik arz etmez. İran’ın böylesi bir hareketi desteklemesi, ona yardımcı olması şimdi tüm bölgede Şii-Sünni mezhep fitnesini çıkartan, bulundukları ülkelerde Sünnileri tekfir ederek çatışmalara giren bölücü hareketleri destekleyen bir İran ile karşılaştırıldığında son derece anlaşılması güç ve müphem bir durum arz etmektedir.

4-     Şii İran Cumhuriyeti devlet olarak her yıl İslam karşıtı ülkelerde kendisine bağlı Şii örgütleri desteklemek için milyonlarca dolar aktarmaktadır.

5-     Şii İran’ın desteği olmaksızın ne Afganistan ve ne de Irak bu denli kolay şekilde işgal edilemez, dahası yabancı güçler ülke içinde kendi projelerini yürüten ve Şii ağırlıklı kukla hükümetler kurulamazdı. Maliki Hükümeti ile Karzai Hükümetlerine en ciddi desteğin direk Tahran’dan geldiğini hatırlatıyoruz.

6-     1979 yılında Rus komünistler Afganistan’a saldırdığında, son Rus kafir askerleri 1992 yılında Afganistan’ı terk ettiğinde ülke içinde savaş ağaları ve iç savaş başlamıştı. Bu durum 1996 yılında Taliban gelinceye kadar devam etti ve 2001 yılına kadar devam etti. Amerikan ve diğer Haçlı güçleri Afganistan’ı işgal ettiğinden bu yana ülke otuz yılı aşkın süredir savaş görmüş oluyor. Bu durumda Afganistan’ın çatışma için eğitim almaya ihtiyaç duyduğunu, Taliban’ın herhangi bir yere gidip eğitim aldığını vesair kim iddia edebilir?

devam edecek>>

iran analiz


Bu haber 318 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Araştırma-Analiz-Dosya

Facebook'tan Sayfalarımızı NEDEN kapattıklarına dair açıklama

Facebook'tan Sayfalarımızı NEDEN kapattıklarına dair açıklama Facebook sosyal paylaşım sitesinde bugünlerde birşeyler oluyor.Özellikle İslami Paylaşım yapan sitelere yönelik ger...

Felluce'nin tahribatı Hiroşima'dan daha ağır

Felluce'nin tahribatı Hiroşima'dan daha ağır Fellucede kullanılan biyolojik silahların etkisi Hiroşima ve Nagazaki'de kullanılan atom bombasından daha fazla...
Osmanlı ve Günümüzdeki Misyoner Faaliyetleri29 Temmuz 2010

ANKET

12 EYLÜL 2010'DA TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN YENİ ANAYASASI İÇİN HALK REFARANDUMU GERÇEKLEŞECEK.ÖNÜMÜZE EVET YA DA HAYIR GİBİ 2 SEÇENEK KOYAN SİSTEM'İN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ BU OYLAMADA TERCİHİNİZ NE YÖNDE OLACAKTIR ?




Tüm Anketler

HABER ARA


Gelişmiş Arama

facebook

Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklı olup ,kaynağına aittir. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi - Tasarım&Destek: Sanal Danışmanım