Yukarıda da gösterilen belge üzerine Şeyh Said ayaklanması Kürtçülük ve Ulusalcılık bağlamında değil, tamamen ve sadece İslami bir ayaklanmadır.
1.Görüş: Kürt Ulusalcılar Şeyh Said ayaklanması’nın tamamen Kürtçü ve Ulusalcı değerlere dayanarak yapıldığını söylemektedirler. Kürt ulusalcıların temel dayanakları; Atatürk’ün daha Diyarbakır’da 2. Ordu komutanı iken kurtuluş savaşının zemininin hazırlığını yaptığı sırada Cemilê Çeto gibi Diyarbakır eşraflarına verdiği vaatlerini (kurtuluş savaşının kazanılması halinde Kürtlere verilecek eyalet sistemi, kendi dillerinde eğitim hakkı gibi şu anda da çok konuşulan herkesin bildiği haklar.) tutmaması. Kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra bu hakları anayasanın değiştirilemez maddeleri olan; tek dil, tek devlet, tek millet ve tek bayrak gibi maddelere gömmesi bu ayaklanmanın temel eksenini belirlemiştir.
2. Görüş İslami düşünce çizgisindeki Kürtler Şeyh Said ayaklanmasının en temel sebebi İslam dininin temel kurallarının çiğnenmesi, Sultan Abdulmecid’in sürgüne gönderilmesi, Tekke ve zaviyelerin üstündeki baskıların artması, şapka ve harf inklabının çıkarılması, Atatürk’ün Din’in ve İman’ın yerini alabilecek İlke ve İnkılapların çıkarılması bu ayaklanma zemini sağlayan unsurlardır. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı öncesinde, büyük din alimlerini toplayıp yeni yapısının sunumu sırasında söyledikleri anayasamız Kur’an olacak, Halifelik kesinlikle korunacak, Tekke ve Zaviyelerde iyileşmeler olacak ve kanunların şeriat olacağı yönündeki taahhütlerinin yerine getirilmemesi ayaklanmaya büyük ölçüde zemin hazırlayan diğer unsurlardır. Çünkü: Mustafa Kemal Osmanlı Halkının Dinine ve Halifeliğe bütün ruhlarıyla bağlı olduklarını çok iyi biliyordu. Ayrıca Mustafa Kemal’in sadece komutan değil, bir de iyi bir politikacı da olduğu bilinmelidir.
İki görüşünde ayaklanmaya sebep teşkil edebilecek konular hakkında doğruluk payı. Çünkü; iki görüşte tarihin ara sayfalarında kaybolmuş bir çok belge ve kaynaklarla sabittir.
Ama: 2. görüşün mahkeme kayıtlarında geçen konuşma zabıtlarıyla ve çıkardığı fetvalarla doğruluğu kesin ve mutlaktır. Bu görüşü bir belge de sunarak sabitliyebiliriz.
4 Ocak 1925 tarihinde Şuşar’ın Gökoğlan bucağının Kırıkhan köyünde kendisini ziyarete gelen bölge eşrafıyla bir toplantı yapar ve Arapça olarak aşağıdaki fetvayı kaleme alır.
“Kurulduğu günden beri din-i mübin-i Ahmedi’nin temellerini yıkamaya çalışan Türk Cumhuriyeti Reisi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Kur’an ahkâmına aykırı hareket ederek, Allah ve Peygamberi inkar ettikleri ve halife-i İslam’ı sürdükleri için gayrı meşru olan bu idarenin yıkılmasının bütün Müslümanlar üzerine farz olduğunu, Cumhuriyet’in başında bulunanların ve Cumhuriyete tabi olanların mal ve canlarının Şeriat-ı gara-yı Ahmediyye’ye göre helal olduğu’… Şeyh Said, bu fe tvayı bitirdikten sonra meclise dönerek , ‘dinsiz yönetimin’ varlığına karşı yapılacak bu cihadın Saadet Asr’ında yapılmış gazalardan daha önemli ve ecirli, cennetin cihad ve şehadet sayesinde tüm muvahhidlerin ayaklarına geldiği, birkaç günlük fani dünya da zelil, şerefsiz ve kâfir olarak yaşamaktansa, din ve Allah yolunda ölmenin daha hayırlı olduğu yolunda kısa ve coşturucu bir konuşma yapar. (Mustafa İslamoğlu, İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi, s. 608-609)
Aynı gün Alevi Hormek aşireti reisleri Halil Veli ve Haydar Ağalara mücadelesinde kendisine destek olup katılmaları için mektup yazar.”
Yukarıda da gösterilen belge üzerine Şeyh Said ayaklanması Kürtçülük ve Ulusalcılık bağlamında değil, tamamen ve sadece İslami bir ayaklanmadır.
Ve yine bilindiği gibi Şeyh Said akrabaları tarafından ihbar edilmemiş, aksine “Murat nehri’ni geçmeye çalışırken 15 Nisan 1925 günü Abdurrahman Paşa Köprüsünde Alevi Hormek ve Lolan aşireti tarafından yolları kesilir. Hornek ve Lolanlılar Şey Said ve arkadaşlarını yakalıyarak hükümet kuvvetlerine teslim ederler.” (Altan Tan, Kürt Sorunu, s.209
Dönemin başbakanı Rauf Orbay’ın ayaklanmayı yeterince bastıramamasını neden gösterilerek görevden alınmış, yerine kendiside Kürt asıllı olan İsmet İnönü getirilmiştir.
Yeni Başbakan İsmet Paşa’ya acilen yetkiler verilir:
İsmet İnönü’nün damadı olan Metin TOKER yeni dönemi şöyle anlatmaktadır.
“Bu ortamda ancak mezar sessizliği olacaktı. Hiç kimsenin yapılanları tartışması istenmiyordu. Yapılanlar sadece övülecekti. 1925 Türkiye’sinde Gazi’nin, İsmet Paşa’nın ve onların yanında yer almış ‘Silahendaz mebusların’ memlekete musaade etmeye niyetli bulundukları hürriyet bundan ibaretti.’’ (Metin Toker , Şeyh Said İsyanı, s.52)
Daha sonra dönemin İsmet İnönü Başbakanlığındaki hükümet bu olayı Türkiye’de bu ayaklanmanın Kürtçülük ve Ulusçuluk hareketi olduğunu lanse etmiştir. Çünkü; milletin bu ayaklanmanın İslami bir ayaklanma olduğunu öğrenmesi halinde İsyanların artacağını ve bu milletin dini değerlerinden yoksun yaşayamayacağını çok iyi bir şekilde biliyorlardı.
Dış dünyada ise bu ayaklanmayı İslami bir ayaklanma olduğunu söyleyip bütün dünya ülkelerini buna inandırdılar. Çünkü: Avrupa ülkeleri ve Amerika bu ayaklanmanın Kürtçü ve Ulusalcı bir ayaklanma olduğunu öğrenirlerse Lozan Antlaşması’nın kriterleri devreye girer ve Kürtlerin temel hak ve hürriyetleri konusunda Türk Hükümetini baskı altına alıp Lozan Antlaşmasının temel kriterlerini uygulama konusunda zorlayacaklardı.
Osmanlı ve Günümüzdeki Misyoner FaaliyetleriPaşa Paşa Yatacaksınız!Kongreye gitme!Türkiye Müslümanları Selanik Dinini Kabul EtmezGenc kimdirTeröre Karşı Fikir MücadelesiErdoğan Mirzabeyoğlu İçinde Ağlar mı?Güneydoğu Açılımına Farklı Bir YaklaşımKaradavi ve Ebu ZakzukKutsal sıtmamızSiyonizm Vahşeti SürüyorAnzak YüzsüzlüğüZalim ABD29 Temmuz 201028 Temmuz 201027 Temmuz 201025 Temmuz 201025 Temmuz 201024 Temmuz 201022 Temmuz 201020 Temmuz 201019 Temmuz 201010 Temmuz 201002 Haziran 201027 Nisan 201005 Mart 2010
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklı olup ,kaynağına aittir. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu